Zeki Sincar'dan "Bir Kıvılcım Yeter Bazen"…

Bazen bir ses, bir nefes, bir yürek yetiyor insanın içini uyandırmaya…
Ve bazen tek bir insan, koskoca bir nesle umut olabiliyor.

İşte Celal Karatüre tam da bunu yaptı.

Sahneye çıktığında sadece bir ilahi okumadı aslında…
Gençlerin kalbine dokundu, ruhlarına seslendi.
Unuttuğumuz bir duyguyu hatırlattı: maneviyatı.

Bugün gençleri ekranların, gürültünün ve savrulmuş hayatların içinde kaybolmuş sanırken; onun okuduğu ilahilerle bir anda yüzlerce gencin aynı sözlere eşlik ettiğini görmek hepimizi heyecanlandırdı.
Gözlerdeki ışık, dudaklardaki dua, kalplerdeki titreşim…

O an şunu düşündüm:
Bizim ihtiyacımız olan şey aslında hep buydu.

Hani derdik ya…
“Bir kıvılcım yeter.”

İşte o kıvılcım yakıldı.

Bu toprakların mayasında var olan değerler; ilahilerde, türkülerde, hikâyelerde, filmlerde, dizilerde saklı. Biz ne zaman kendi kültürümüzü, kendi sesimizi hatırlasak, toplum olarak ayağa kalkıyoruz.

Belki de sanatın en büyük gücü burada…

Bir ilahiyle başlar,
Bir gönüle dokunur,
Sonra dalga dalga yayılır.

İnancım o ki; bu ruh sadece sahnelerde kalmayacak.
Dizilerde, sinemada, hikâyelerimizde büyüyerek devam edecek.

Kendi örf ve adetlerimizi anlatan, bizi biz yapan değerleri hatırlatan yapımlar çoğalacak. Gençler yabancı kahramanlar yerine kendi kültürünün içinden çıkan karakterlerle büyüyecek. Maneviyatla yoğrulmuş bir sanat dili yeniden hayat bulacak.

Çünkü toplumları değiştiren şey bazen büyük devrimler değil…
Bir ses, bir söz, bir kıvılcımdır.

Celal Karatüre’nin ilahileri işte o kıvılcım oldu.

Ve inanıyorum ki;
Bu ateş büyüyecek.
Hem perdede hem kalplerde…