Bazı acılar vardır; takvim yaprakları değişir, yıllar geçer, şehirler büyür, insanlar yaşlanır ama o acının bıraktığı boşluk aynı yerde durur. Çünkü bazı yaralar yalnızca bedenlerde değil, bir toplumun vicdanında açılır.
Madımak'ta yitirilen canları düşündüğümde, aklıma önce isimler gelir. Çünkü her biri birer sayı değildi; hayalleri, sevdikleri, söyledikleri türküler, yazdıkları dizeler, yarım kalan cümleleri olan insanlardı. Birileri onları anne diye çağırıyordu, birileri dost, birileri öğretmen, birileri yoldaş.
Bir insanın inancı, düşüncesi, kimliği ya da dünyaya bakışı nedeniyle hedef hâline gelmesi, yalnızca o insana değil, birlikte yaşama umuduna yönelmiş bir saldırıdır. O gün yanan yalnızca bir bina değildi; birlikte konuşabilme, birbirimizi dinleyebilme, farklılıklarımızla yan yana durabilme iradesi de ağır bir yara aldı.
Acılar arasında yarış olmaz. Hiçbir insanın ölümü diğerinden daha önemsiz değildir. Ancak bazı olaylar vardır ki, toplumun hafızasında bir dönüm noktası olarak kalır. Çünkü bize şu soruyu yeniden sordurur: Bir insanı insan yapan şey nedir?
Belki de cevap çok basittir. Başkasının acısını kendi acısı gibi hissedebilmek. Tanımadığı insanların ardından bile içten bir hüzün duyabilmek. Bir daha hiçbir annenin evladını nefretin ateşine teslim etmemesini istemek.
Madımak'ta yaşamını yitirenleri anmak, geçmişte yaşanmış bir olayı hatırlamaktan ibaret değildir. Bu, aynı zamanda geleceğe dair bir söz vermektir: Hiç kimsenin düşüncesi, inancı, kimliği ya da varoluş biçimi nedeniyle korku içinde yaşamayacağı bir ülke özlemini canlı tutmak.
Unutmak kolaydır. Zaman, çoğu zaman acıların üzerini örter. Ama hatırlamak bir tercihtir; vicdanın, insanlığın ve ortak hafızanın tercihidir. Çünkü unutulan her acı, bir gün başka biçimlerde yeniden karşımıza çıkabilir.
Madımak'ta yitirdiğimiz insanların anısı önünde saygıyla eğilmek, aslında yaşamı, insan onurunu ve birlikte yaşama iradesini savunmaktır. Ve belki de bugün yapılabilecek en insani şey, isimlerini sessizce anıp kendi kendimize şu cümleyi tekrar etmektir:
Bir daha asla.