Daha önce birçok yere yapılan saldırılar, bu sefer öğretmen ve öğrencilerimize oldu. Canlar verdik. Yaralılar var. Vefat edenlere Rabbim rahmet etsin, ailelerine sabırlar ihsan etsin. Yaralı kardeşlerimize acil şifalar diliyorum.
Bu acılar tesadüf değil.
Gelin hep beraber bunu biraz inceleyelim ve ele alalım.
Medya Toplumu İfsat Ediyor
Sabah, öğle, akşam programlarında, dizilerde, filmlerde:
· Uyuşturucu normalleştiriliyor.
· İçki âdet gibi gösteriliyor.
· Zina ve aldatma “modern aşk” diye meşrulaştırılıyor.
· Anne-baba saygısı, iffet, namus aşağılanıyor.
· Şiddet, insan öldürme ve yaralama kahramanlıkmış gibi gösteriliyor.
Kötü yönde rap yapanlar gençlere küfür, şiddet, cinayet, uyuşturucu, kadın düşmanlığı aşılıyor. Kliplerde silah, kan, uyuşturucu, yarı çıplak kadınlar var. Ve bunlar ödüllendiriliyor.
Peygamberimiz (s.a.s):
«لَيْسَ الْمُؤْمِنُ بِالطَّعَّانِ وَلَا اللَّعَّانِ وَلَا الْفَاحِشِ»
“Mümin, çirkin söz söyleyen biri değildir.”
Yine buyuruyor:
«لَا تَرْجِعُوا بَعْدِي كُفَّارًا يَضْرِبُ بَعْضُكُمْ رِقَابَ بَعْضٍ»
“Benden sonra birbirinizin boynunu vuran kâfirler olarak geri dönmeyin.” (Buhârî, Müslim)
Şunları sormak istiyorum: Bu içerikleri kim denetliyor? Denetliyorsa kim? Ortada bir denetim varsa neden bu çirkinlikler hâlâ ekranlarda? Denetim yoksa neden yok? Sorumlular nerede?
Caydırıcılık: Allah’ın Hududu
Suçların artmasının sebebi, Allah’ın hududunun terkedilmesidir.
Allah buyuruyor:
﴿وَلَكُمْ فِي الْقِصَاصِ حَيَاةٌ يَا أُولِي الْأَلْبَابِ لَعَلَّكُمْ تَتَّقُونَ﴾
(Bakara, 2/179)
Meâli: “Ey akıl sahipleri! Kısasta sizin için hayat vardır. Umulur ki sakınırsınız.”
İmam Taberî der ki: “Bir kimse, ‘Eğer birini öldürürsem ben de öldürülürüm’ diye düşünüp vazgeçerse, işte bu caydırıcılık sayesinde toplum için hayat olur.”
Bugün kimse böyle düşünmüyor. Bu nedenle canlar heba oluyor.
Peygamberimiz (s.a.s):
«لَزَوَالُ الدُّنْيَا أَهْوَنُ عِنْدَ اللَّهِ مِنْ قَتْلِ مُسْلِمٍ»
(Tirmizî)
Meâli: “Dünyanın yok olması, Allah katında bir müminin öldürülmesinden daha hafiftir.”
Fatıma (r.a) Hadisi – İbret
Mahzûm kabilesinden soylu bir kadın hırsızlık yaptı. Aracı gönderdiler. Peygamberimiz (s.a.s) buyurdu:
«أَتَشْفَعُ فِي حَدٍّ مِنْ حُدُودِ اللَّهِ؟!»
“Allah’ın koyduğu bir cezanın uygulanmaması için mi aracılık ediyorsun?!”
Sonra hutbe okudu ve dedi ki:
«لَوْ أَنَّ فَاطِمَةَ بِنْتَ مُحَمَّدٍ سَرَقَتْ لَقَطَعْتُ يَدَهَا»
“Muhammed’in kızı Fatıma hırsızlık yapsaydı, mutlaka onun da elini keserdim.”
(Buhârî, Müslim)
Bu hadis gösteriyor ki: İslam’da “soylu, fakir, çocuk, genç” diye ayrım yoktur. Allah’ın hududu herkes için uygulanır.
Yöneticilere Çağrı
· Hırsız hükmünü çeksin.
· Katil, kısasla cezalandırılsın ki herkes “Ben öldürürsem ben de öldürülürüm” diye düşünsün.
· Okula silahla giren, öğretmen ve öğrenciyi hedef alan; bir iş yerinde veya sokakta yürüyen masum bir insanı hedef alan kişi, en ağır caydırıcı cezayı alsın.
İndirim, erken tahliye, yaş indirimi caydırıcılığı yok ediyor. Bunlar kaldırılsın.
Hepimize Düşen Görev
Peygamberimiz (s.a.s):
«مَنْ رَأَى مُنْكَرًا فَلْيُغَيِّرْهُ بِيَدِهِ، فَإِنْ لَمْ يَسْتَطِعْ فَبِلِسَانِهِ، فَإِنْ لَمْ يَسْتَطِعْ فَبِقَلْبِهِ»
(Müslim)
Meâli: “Sizden biriniz bir kötülük görürse onu eliyle düzeltsin. Buna gücü yetmezse diliyle düzeltsin. Buna da gücü