TOPLUM MÜHENDİSLİĞİ VE SESSİZ KUŞATMA

Gizlice girdiler; bizden biri gibi, bizim gibi göründüler.Her yerden saldırdılar.Sessizce yaklaştılar ve sosyal- kültürel dokuyu ilmek ilmek işleyip dokuyarak kuşattılar.

Aklımızla alay ettiler, bizi “geri kalmış bir toplum” diyerek küçümsediler. Önce düğünlerimize hafiften dokundular; nedimelerle başladılar. Kızların ellerine davul verdiler, kortejler halinde yürüttüler. Sonra müziğimize ve sanatımıza dokundular, Kürt müziğinin içini boşalttılar. “Erik Dalı” ve “Hoplayıver Çekirge” gibi oyun havalarıyla uykudaki şehri hoplata hoplata eğlenceye alıştırdılar.

Bu da yetmedi; genç kızların ve yeni kuşakların zihnine dokundular. Modernlik adı altında mahremiyeti ortadan kaldırdılar, çarşıda pazarda sergilenemeyecek bir anlayışı normalleştirdiler. Göbek bağımızdan yakaladılar ; gençlere dokundular..

Biz ise hep sessiz kaldık, kulaklarımızı kapattık. “Bir iki kişidir” deyip önemsemedik.

Ardından kültürel etkinlik adı altında değerlerimize yöneldiler. Organize bir şekilde memleketimizin sosyal yapısına kendi anlayışlarını empoze etmeye başladılar.Güzellik ve bakım adı altında kadınların ve genç kuşakların zihnini etkilediler. Giyinmenin değil, açılmanın çağdaşlık olduğuna insanları inandırdılar.

Bekârlığa veda partileri düzenlediler; mahremiyeti eğlenceye dönüştürdüler. Köpük partisi, gelin banyosu gibi görüntüleri utanmadan toplumun gözü önüne sundular. Erkek mi kadın mı belli olmayan sözde kuaförleri getirip, ahlak anlayışımızla bağdaşmayan görüntüleri normal göstermeye çalıştılar.

Şimdi ise sözde sabah sporu bahanesiyle, tek tip kıyafetler ve pilates salonları üzerinden şehrin kültürel dokusuyla oynuyorlar. Bunu yapanların çoğu bu şehre ait insanlar değil; ancak içlerinde şehirden olanlar da var. Ahlaksızlığı ve yozlaşmayı süslü organizasyonlarla meşrulaştırmaya çalışıyorlar.

Tüm bunlar planlı ve sistemli bir şekilde kent kültürüne işleniyor. Bir şehrin sosyal ve kültürel kodlarıyla bilinçli şekilde oynuyorlar. Bilerek ya da bilmeyerek buna alet olanların çoğu, yürütülen bu toplumsal dönüşümün ve toplum mühendisliğinin farkında bile değil.

Ama siz izlemeye devam edeceksiniz. Bir zaman gelecek; gözleriniz ve zihniniz bunlara alışacak, kabullenecek. Sonunda siz de onlar gibi olacaksınız.

Ve ahlaktan, aile kültüründen ve inanç değerlerinden uzak nesiller yetiştireceksiniz.