Dünya genelinde 1 milyardan fazla kadın güvenli içme suyuna erişim sağlayamıyor. Birleşmiş Milletler (BM) Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları (SKA) kapsamında, SKA5: Toplumsal Cinsiyet Eşitliği ve SKA6: Temiz Su ve Sanitasyon, güvenli suya erişim ve toplumsal cinsiyet eşitliğinin kritik önemde olduğunu vurguluyor.
İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Öğretim Üyesi ve Sürdürülebilir Üretim ve Tüketim Derneği (SÜT-D) Başkanı Prof. Dr. Filiz Karaosmanoğlu, küresel su krizinin herkesi etkilediğini, ancak en büyük yükün kadınlar ve kız çocuklarının omuzlarında olduğunu belirtti. Karaosmanoğlu, güvenli suya erişimin sağlandığı ve cinsiyet eşitliğinin ön planda olduğu bir yaşam için su yönetimi çözümlerinde kadınların önceliklendirilmesi gerektiğini vurguladı.
Karaosmanoğlu, “Su Perileri” projesi ile kız çocuklarına sürdürülebilir yaşam kültürünü ve su yönetimini öğretmeyi hedeflediklerini ifade etti. Projenin ilk paydaşı Beşiktaş Bilim ve Sanat Merkezi (BİLSEM) olurken, 20 kız çocuğu, 20 anne ve 6 kız kardeş proje kapsamında eğitim alıyor.
BM verileri de durumu gözler önüne seriyor:
1 milyardan fazla kadının güvenli içme suyuna erişimi yok.
1,8 milyardan fazla evde içme suyu bulunmuyor ve her üç haneden ikisinde su toplama görevi kadınların sorumluluğunda.
Kadınlar ve kız çocukları, erkekler ve erkek çocuklardan üç kat fazla olarak günde 250 milyon saat su topluyor.
Güvenli olmayan su, sanitasyon ve hijyen koşulları her gün beş yaşın altındaki yaklaşık bin çocuğun ölümüne yol açıyor.
Ülkelerin yaklaşık %14’ünde kadınların suyla ilgili karar alma süreçlerine eşit katılımı sağlayacak mekanizmalar bulunmuyor.
Prof. Dr. Karaosmanoğlu, sivil toplum kuruluşlarının da su ve toplumsal cinsiyet eşitliği konusundaki paydaş sorumluluklarını artırması gerektiğini belirtti.