Semsür Hikâyelerimiz-11

Semsür hikâyelerine bir hafta ara ile devam ediyoruz. Bu hikâyemizde Komagene’nin en büyük kralı Antikos’un vasiyetinden bahsedeceğiz. Kral Antikos M.Ö. 69-36 yılları arasında Komagene’yi zirveye çıkaran kral unvanı aldı. Ölümünden iki yıl önce anıt mezarın açılışında en son vasiyetini yaptı. Vasiyetini kendisi için yaptırdığı anıt mezar höyüğünün doğu ve batı tarafına konulan heykellerin yerleştirildiği kaidenin üzerine Grek dili ile yazdırdı. Halkına hitap ederken;

“Sevgili halkım beni iyi dinleyin,” diye hitaba başladı. “Söyleyeceklerim size ve benden sonra gelenlere vasiyetimdir. Ben kral Mitrades Kalinakos’un (Kürkçe yaşlı Mitrades) oğluyum. Annem Selevkos imparatoru kral Antikos Gyrpos’un kızı Laodiktır. Ben başarılı kral Antikos Gyrpos’un torunuyum. Roma ve Helen halkı ile dostuz. Üzerinde oturduğum taht kutsaldır. Hiç kimse o tahtın ayağına el atamaz. Ben kendi iradem ile tahtın üzerine vasiyetimi yazdım. Hiç kimse bu kitabeye yanlış yapamaz. O kitabe ilelebet devam edecektir. O kitabe kutsaldır. Hiç kimse bu kitabe aleyhine çıkamaz. Hiç kimse bu kitabeyi yıkamaz. Kimse bu kitabenin karşısına çıkamaz. Bu kitabeyi yıkana lanet olsun. Bu kitabe ülkemizin tarihi nişanıdır.”

Hitabında “İyi bilinsin” dedi. “Hepimiz bu dünyada misafiriz. Zaman gelir bu ülkenin çobanı ölür, zaman gelir bu kutsal ülkemin çiftçisi ölür. Zaman gelir bu ülkenin kralı, kraliçesi de ölür. Ancak kutsal ülkemizin tarihi devam eder. Tarih ve torunlarımız kimin başarılı olduğunu, kimin başarısız olduğunu bilsin. Kim bu kutsal ülkeye hizmet etmiş, kim iyi şeyler yapmış bilinsin. Bu kitabe iyiyi kötüyü geleceğe taşıyacak belgedir. Dilerim, ülkemde bu kitabe sonsuza kadar devam etsin. Torunlarımız ülkemiz hakkında iyi ve kötü her şeyi bilsin.”

Hitabeti devam etti; “Sevgili ve yüce halkım; ben, şimdi söyleyeceklerimin en önemli kısmına geldim. Dilerim siz bunu çok iyi anlarsınız. Ben diyorum ki; dindar olmam en iyi insan olmam demek değildir. Sizin çok iyi bilmeniz lazım. İnandığım ve bana çok hoş ve şirin görülen ve sizin de destek verdiğiniz, kutsadığınız egemenliğimdir. Ancak en kutsalı, en kıymetlisi ülkemizdir, toprağı üzerinde yaşadığımız ülkemizdir. Suyunu içtiğimiz, ekmeğini yediğimiz, havasını teneffüs ettiğimiz, evlendiğimiz, çocuklarımızı büyüttüğümüz, gerektiğinde uğrunda savaştığımız, şehit olduğumuz ülkemizdir.”

Bu hikâyemizi kral Antikos’un halkına hitap ettiği uzun hitabetin bu sözleriyle bağlayalım. “Değerli halkım! Ben yaşamımda gücümü ve dindarlığımı insanlık için yürüttüm. Bu fikrim ve dindar duruşum hem ülkemin kalkınması hem de özgür halkım içindir. Ülkem tehlikeler ve darlıklarla karşı karşıya kaldığımda bu duruşum bana güç verirdi. Bunun için ülkem uzun süre özgür bir yaşam sürdü. Ülkem başarılı oldu, barış içinde saygın bir hayat yaşadı.” Hikâyemiz devam edecek.