Semsur Hikâyeleri 15

Bölgemizde iki bin yıl öncesini öğrenince heyecanlanıyorum. Aynı halkın, aynı dilin, aynı kılık kıyafetin; sanatın ve müziğin tüm çeşitliliği ve güzelliğiyle devam ettiğini görünce iftihar ediyorum. Bölgemizin enteresan bir dönemi… Yönetim ile halk ne kadar iç içe, halk ile yönetim ne kadar birbirine yakın… İnsan; güneşle, doğayla, inançla ve yönetimle barışık.

Yöneticinin nefesi daraldığında, canı sıkıldığında halkın içine dalar, derin nefes alırdı. Halkın sorunu olduğunda ise yönetenin evine gider, kapıyı çalmadan içeri dalardı. Ayrılık, gayrılık yok… Kral ile çoban, kral ile sanatçı aynı sofrada oturur, dertleşirdi. Böyle bir dünyayı Kral Antikos bu güzel yaşamla belgelemiş. Biz de bu belgeyi, iki bin yıl sonra yaşayan torunlarıyla paylaşıyoruz.

Kral Antikos halkına hitap etti: “Değerli halkım, aziz misafirlerim…” diyerek sözlerine devam etti: “Fedakârlığımla kutsal Beli Dağı’nın en sivri ucu üzerine tanrıların heykel ve resimlerini yerleştirdim. Ve bedenimin, kutsal Beli Dağı’nın tümseği altında korunmasını vasiyet ettim. Kutsal Beli Dağı’nın etrafına, rahmetli atalarımızın heykel ve resimlerini sıra ile yerleştirdim.

Atalarımın bakımından sorumlu olan rahipler ile ileride atalarımın bakımından ve onlara yardım etmelerinden sorumlu olacak rahipler, başka sorumluluklardan muaf tutulmuştur. Anıt mezarların bakımı ve dini merasimlerde kullanılmak üzere kutsal altın çelenklerle süslenmesi görevini rahiplere verdim.

Her sene, her ay emirlerimle kutlamalar yapılır. Allah’ımızın ve doğum günümün kutlamalarında milletimin ve atalarımızın örf ve adetlerini yerine getirmeleri sırasında rahiplerimiz, atalarımız Med ve Perslerin giyim tarzına uygun elbiseler giyerler.

Ben, rahmetli ve aziz ailemin kurban geleneği için tespit ettiğim birkaç köyde; kurban alanı, kokulu bitkilerle besili kurbanlıklar ve bunlardan sağlanan çeşit çeşit yemeklerin kurulu masalar üzerinde misafirlere sunulmasını emrettim. Allah’ımızın saygınlığına ve bizim şan ve şerefimize yakışır ziyafetler düzenlenecektir.

Su ile hafifletilmiş şarap testileri bol bol masalara konulacaktır. Yerli halkımız ve misafirlerimiz en ihtimamlı şekilde karşılanacaktır. Kurban ziyafetine dâhil olan misafirlerimiz arasında hiçbir ayrılık yapılmayacaktır. Dilerim herkes bu ziyafetten keyif alır.

Bizim adetlerimize göre, rahiplerin gösterdiği emeğe karşı onlara duyulan saygı asla unutulmaz. Eğer siz bu işi yerine getirirseniz, hiç kimse benim bu ziyafet ve yardımlarımdan eksik kalmasın. Herkes istediği kadar yesin, içsin; yeme içmeden ve bu kutsal günden mahrum kalmasın. Herkes keyfince eğlensin.

Hiç kimse kem göz ile kimsenin üstünde olmasın. Kimse başkasına haset gözle bakmasın. Halkım istediği yerde, istediği kimse ile, hangi köşede oturmak istiyorsa otursun; eğlensin, yesin, içsin. Ancak siz, şarap içtiğiniz kupaları yerinde bırakın; o kupaları evlerinize götürmeyin.”