Semsur Hikâyeleri 10

Güneşin ve barışın ülkesi Kommagene’den hikâyelerimiz devam ediyor. Kommagene’nin en büyük beş şehrinden biri olan Pirin (Perre), Samsat ile Malatya arasındaki ticaret yolu üzerindeki önemli şehirlerinden biri. Pirin, Kommagene aristokratlarının yerleşim alanı. En güzel evlerde otururlardı, evlerin zeminleri en renkli mozaiklerle döşenmişti. Son yıllarda yapılan arkeolojik kazılarda Mitra’nın asker kıyafeti ile bir heykeli bulundu.

Pirin’in hemen yanı başında şimdiki Semsür yer alır. Semsür’ün merkezinde yer alan yapay tepenin etrafındaki geniş alan, ekip biçen, çiftçilik yapanların yerleşim alanıdır. Kumuh ve Kommagene tarihinde adı geçen iki yerleşim bölgelerinden biri bugün Semsür’e bağlı Elifi ve Ürgüç köyleridir. Semsür, Besni ve Samsat bölgesinde adı eski kayıtlarda geçen yerleşim yerlerinin başında gelen Besni bölgesinde Besni ve Besni’ye yakın Keysün Ovası’nda Keysün ve Sofraz yerleşim alanları var. Sofraz, Kral Antikos’un önemsediği kutsal alan olarak kabul ettiği bir yerleşim alanıdır. Sofraz’ın tarihi, Kommagene öncesi Kumuh ve Halef dönemine kadar gider. Besni’ye yakın Bey Pınarı köyünde bulunan Kumuh Kralı Hattusili Atayazas’ın vasiyetinin anlatıldığı dört ayaklı masa (bugün Ankara’da Etnografya Müzesi’nde koruma altına alınmış) Kumuh Kralı bu eserin üzerinde Luvi dili ve hiyeroglif yazı ile ailesine sadık olmaları hakkında halkına talimatlar veriyor. Aynı Luvi dili ve hiyeroglif yazısı ile Göksu Çayı, Mal Pınar köyü yakınında bir kaya üzerine Kral Hattusili Atayazas’a bağlılığını işaret eden bir kitabe yazılmış. Bu kitabe, Göksu üzerinde yapılan baraj suları altında kaldı. Bu her iki kitabe M.Ö. binli yılları işaret ediyor. Antikos, ülkenin belli yerlerine Mitra inancını yerleştirmek için, kendisi ve Mitra ile ele ele tutuştuğu kaya üzerine kabartmaları yer alır. Kayanın arka yüzüne toplumu ve insanları ile her yıl yapılan dinî törenlerden bahseder. Bu kabartma heykellerinden biri de Sofraz’a konmuş. Bu kabartma Dilok Mozaik Müzesi’nde sergileniyor.

Kommagene’nin önemli şehirlerinin başında, mozaik sanatı ve tarihî yapıları ile tanınan Zeugma yerleşim yeri var. Zeugma da bölge zenginlerinin mekânı idi. Zeugma Yunanca “Köprü Başı” anlamına gelir. Zeugma’nın bir başka adı da “Belkıs”tır. Antikos bu şehirde de Mitra ile birlikte kabartma heykeli konmuş, bu kabartma heykel şimdi Dilok Mozaik Müzesi’nde muhafaza altına alındı.

Semsür bölgesinde elli dört büyük küçük yapay tepe var. Bu yapay tepeler Halef dönemi adı ile anılır. Tepelerin büyüklük ve küçüklükleri, M.Ö. altı bin ile dört bin yılları arasında iki bin yıl hüküm süren egemenlerinin gücünü anlatır. Her yapay tepe egemenin anıt mezarıdır. En büyük yapay tepelerin başında Samsat (şimdi suların altında kaldı), ondan sonra en büyük yapay tepe bugünkü Semsür’ün orta yerinde bulunan yapay tepedir. Arkeolog Nimet Özgüç’ün Samsat yapay tepenin üzerinde yaptığı kazılarda, farklı zamanlarda hüküm süren en az yirmi medeniyetin izlerini taşıdığını tespit etmiş. En son, Kommagene Krallığı’nın izleri bulundu. Kommagene Kralı Antikos’un mezarı da Beli Dağı üzerindeki tümseğin altına defnedildi. Bu yapay tepelerin tarihi en az sekiz bin yıllıktır.

Tepelerin etrafındaki yerleşik halk ekip biçen, üreten sınıftır. Her şey o yapay tepeyi inşa ettiren gücün elindedir. O yapay tepeler on binlerce esirin emeği ile yapıldı. Toprağı ekip biçen sınıf o gücün marabalarıdır. O güç babadan oğula devredilir. O güç, kendilerini ilahî güç ile ifade ederler. O anlayış günümüze kadar biçim değiştirerek devam ediyor.

Besni, Semsür, Dilok (Antep) ve Kâhta bölgelerinde yoğun üzüm bağcılığı yapılırdı. Üzüm, birçok yemiş yapımında kullanıldığı gibi şarap yapımında da kullanılırdı. Kumuh ve Kommagene dönemlerinde şarapçılık o kadar ilerlemişti ki, adına “Monarika” markalı şarap, Yunanistan şarapçılığı ile rekabet edecek kadar ilerlemişti. Şarap ve üzümden elde edilen başka yemiş ve içki türleri bölge insanının hâlen ürettiği ürünler, bölgenin geçim kaynağıdır.

Geçmişte olup biteni merak eden ve barışı sevenlerin hikâyeleri devam edecek.