Hz. Muhammed’in (sas) etkili bir şekilde uyguladığı kolaylaştırma ve tedricilik prensiplerinden anlaşıldığına göre, iletişime hedef olan bir insanda öncelikle arzu uyandırılması, motivasyon sağlanması, sonra da doğru bilgi ve sağlam bir inanç oluşturulması önemli bir öğedir. Bu aşamadan sonra, inandıklarını pratiğe çevirme, yani inancın gereği doğrultusunda tutum ve davranış belirleme sağlanmalıdır. Bu süreç, en güzel yöntemlerle, ürkütmeden, nefret ettirmeden, zorlaştırmadan kolaylaştırarak gerçekleştirilmelidir. Ayrıca bu aşamada hedefin yaşı, sağlık durumu, verilen bilgileri alma ve algılama yeteneği, sosyal hayat ve çevresel şartlara uyum gibi noktalar da göz önünde bulundurulmalıdır. (Macit, 2004, 289)
İletişim her zaman herkese lazım olan bir olgudur. Tarih boyunca insan hayatının pratiğinde hep var olagelen iletişim, özellikle yirminci asırda çok daha önem kazanmış ve bir bilim dalı halini almıştır. Konunun bilincinde olan bütün insanlar, meslekler, kurum ve kuruluşlar, muhataplarıyla daha başarılı bir iletişim kurabilmek için, iletişim sahasındaki her türlü bilgi, teknik ve tecrübeden en üst seviyede faydalanmaya çalışmaktadırlar. Gerçekten iletişim, hayatımıza yön veren bir kavram ve diğer insanlarla birlikte yaşamanın ön şartıdır. Aralarında doğru dürüst bir iletişim olmayan kalabalıkları toplum saymak mümkün değildir. Yukarıda da vurgulandığı üzere, Hz. Peygamber (sas), yirmi üç yıl süren tebliğ hayatı boyunca, insanlarla olan iletişiminde sözlü ve sözsüz iletişim tekniklerini çok etkili bir şekilde kullanmıştır. Konuşurken ifadelerini daha güçlendirmek ve daha etkili kılmak için birtakım teknikleri devreye sokmuştur. Hz. Peygamber’in hayatında, sözlü iletişim becerilerinin yanı sıra özellikle beden dili dediğimiz sözsüz iletişim becerilerinin daha da öne çıktığını görmekteyiz. Beden dili insanları anlamayı ve anlaşılmayı kolaylaştıran bir iletişim tarzıdır. Görevi, Yaratıcıdan aldığı İslâmî öğretiyi pratik olarak insanlara sunmak olan bir peygamber için, elbette ki insanları anlamak ve onlar tarafından anlaşılmak hayatî önem taşır. Hz. Peygamber de bu önemin bilinciyle insanlarla olan iletişiminde beden diline ayrı bir yer tanımıştır. Aslında Hz. Peygamber’in kullanmış olduğu bu sözlü ve sözsüz iletişim esaslarını, onun öğretimde esas aldığı yöntem ve teknikler olarak da ele almamız mümkündür. Şu hâlde iletişimin bu kadar önem kazandığı bir çağda, Hz. Peygamber’in örnek hayatından, kişilerin davranışlarına rehberlik edecek esasların tespit edilmesi önem arz etmektedir. Hz. Peygamber’in örnekliği çerçevesinde, bireylerin sözlü ve sözsüz iletişimlerinde rehber olabilecek bazı önemli hususlar maddeler halinde şöylece sıralanabilir:
--Her türlü sözlü ve sözsüz iletişimde Hz. Muhammed’in (sas) örnek kişiliği ve davranışlarından faydalanılmalı.
--İnsan kendisiyle barışık olmalı.
--İletişiminde hedef kitlenin sosyal ve kültürel durumunu göz önünde bulundurmalı.
--Kişinin ilk izleniminde belirleyici olan giyim-kuşam, saç-sakal gibi dış görünümüne dikkat etmeli.
--Duruşu, yürüyüşü, oturuşu ile vakur bir kimlik sergilemeli.
--Toplum içerisinde söz ve davranışlarıyla izlendiğini; bu bakımdan örnek bir kişilik sergilemek durumunda olduğunu unutmamalı.
--Tebessümlü bir çehreye sahip olmalı. Zira sıcak bir gülümseme, görsel bir diyalogun en güçlü tetikleyicisidir.
--Konuşması açık, anlaşılır kısa ve öz olmalı.
--Konuşmasında özellikle ses tonuna, vurgulara, kelime telaffuzlarına dikkat etmeli, monotonluk tehlikesine düşmemelidir.
--Söze hâkim olup gerektiğinde mecaz, kinaye, kıssa gibi dilin kendi yapısındaki edebî sanatlardan yararlanmalı; dikkat çekici başlangıçlar yaparak, sözünün arasında dinleyicide merak uyandıran manevralar yaparak, muhatabın ilgisini çekmeli ve bir anlatım zenginliğine erişmelidir.
--İnsanların akıl ve duygularına hitap etmeli.
--Beden diline önem vermeli.
--Mimikleri doğru ve yerinde, etkili bir şekilde kullanmalı.
--Jestleriyle sözlü iletişimine güç katmalı.
--Gerektiğinde bedensel temasın iksirinden yararlanmalı.
--Zaman, mekân ve şartlara göre iletişim ortamını tanzim edip, etkili iletişime uygun hale getirmeli.
--İletişim fırsatları diye tanımlayabileceğimiz; selam verme, musafaha, hediyeleşme, davete icabet, düğün, hasta, taziye ziyaretleri gibi insanları birbirine yaklaştıran hususları, asla ihmal etmemelidir. (Canlı, 2008)
Güçlü ve sağlıklı bir iletişim için Hz. Peygamber’in (sas) rehberliğinin ne derece kapsamlı olduğunu yukarıda verilen örneklerde gördük. Modern dönem insanına hitap etmek için iletişim ilkelerine riayet etmek daha da bir önem arz etmektedir. Hele hele Z kuşağı olarak da bilinen, 1990’ların ortaları ve 2010’ların başları arasındaki dönemde doğup dijital teknolojiyi çok iyi kullanan ve sosyal meselelere meraklı olan yeni nesil gençlere yönelik sağlıklı iletişim kanalları kurmak ve devam ettirmek hayati önem taşımaktadır. Bundan bigâne kalma lüksümüz yoktur. Aksi takdirde geleceğimizi kaybetme tehlikesiyle baş başa kalabiliriz. Allah muhafaza buyursun.