Kur'an-ı Kerim'i Anlamak ve Yaşamak; Hayatı Allah'ın Kelâmıyla İnşa Etmek

İnsan bazen kalabalıkların içinde kaybolur, bazen yalnızlığın sessizliğinde kendi sesini bile duyamaz. Dünya; makam, servet, hırs ve geçici mutlulukların peşinde koşarken ruh yavaş yavaş yorulur. İşte tam o anda, insanın kalbine uzanan en güçlü davet Kur'an-ı Kerim'den gelir.

Her şeyi bir tarafa bırakıp her zaman ölümün hak olduğu bir dünyada yaşadığımızı unutmamalıyız. Madem ölüm var sonsuz yaşayacak halimiz de olmadığına göre neden en iyi şekilde yolumuza devam etmeyi tercih etmiyoruz. Neden Kuran-ı Kerim’i anlamıyor yaşamıyoruz neden hayatımızı Allah’ın Kelamıyla şekillendirmiyoruz. Hadisi şerifte belirtildiği gibi "Sizden biriniz, kendisi için arzu edip istediği şeyi din kardeşi için de arzu edip istemedikçe, (gerçek anlamda) iman etmiş olmaz." İşte insanoğlu bu hadis şerifi uygulamadığı için bu sorulara cevap bulmakta zorlanıyor. Oysa bu hadisi şerifi uyguladığımız zaman her şey istediğimiz gibi olacaktır. Bu hadis, İslamiyet'te müminler arasındaki kardeşliğin, sevginin ve fedakarlığın ne kadar ileri seviyede olması gerektiğini vurgulayan en önemli temel ölçülerden biridir.

Kur'an, sadece okunmak için indirilen bir kitap değildir. O, karanlık gecelerde yol gösteren bir kandil, fırtınalı denizlerde güvenli bir liman, umudunu kaybetmiş gönüller için ilahi bir rahmettir. Onun her ayeti, insanın kalbine dokunmak; aklını aydınlatmak ve vicdanını uyandırmak için nazil olmuştur.

Kur'an'ı anlamak, kelimeleri seslendirmekten çok daha fazlasıdır. Her ayeti kalbin kapısından içeri almak, her mesajı hayatın içine taşımaktır. Çünkü Allah'ın kelâmı, raflarda beklemek için değil; evlerde, sokaklarda, iş yerlerinde, dostluklarda ve insanın bütün hayatında yaşansın diye indirilmiştir.

Yaklaşık 5 yıldır yaptığım araştırmalar sonucunda Ne yazık ki Kuran-ı Kerimden uzaklaşmış okumaktan aciz bir toplum haline geliyoruz. Eskiden bu kutsal kitap evlerin girişinde asılı bir şekilde kalkan gibi duruyordu. Maalesef bugün birçok evde kapı girişlerinde süsler mevcut, Kutsal kitap rafa dolaplara kaldırılmış tozlar içinde bekletiliyor. Müslüman bu olamaz Müslüman kitabına sıkı sıkı sarılıp el üstünde tutmalı okumalı içindeki Allah kelamına muhtacız. Alemlere rahmet olarak gönderilen peygamberimiz Hazreti Muhammed Mustafa s.a.v veda hutbesinde "Size iki şey bırakıyorum ki, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece asla sapkınlığa düşmezsiniz: Biri Allah'ın Kitabı, diğeri de Peygamberinin sünneti’dir."

Kur'an bize önce insan olmayı öğretir.

Bir yetimin başını okşamayı, bir mazlumun yanında durmayı, bir komşunun derdiyle dertlenmeyi, emanete sahip çıkmayı, kul hakkından titizlikle kaçınmayı öğretir. Güçlü olduğunda adaleti, zengin olduğunda paylaşmayı, öfkeli olduğunda affetmeyi, yalnız kaldığında ise Rabbine güvenmeyi öğretir.

Kur'an vardır; fakat onun öğrettiği merhamet eksiktir. Diller ayetleri okurken bazen kalpler o ayetlerin yüklediği sorumluluğu hissedemez. Oysa Kur'an, sadece dudaklarda dolaşan bir tilavet değil; davranışlara dönüşen bir ahlaktır.

Kur'an'ı yaşamak, namazda huzuru bulmak kadar, ticarette dürüst olabilmektir. Oruç tutmak kadar açın halini anlayabilmektir. Dua etmek kadar kırılan bir gönlü onarabilmektir. Çünkü Allah katında en güzel ibadetlerden biri de güzel ahlaktır.

Her çağın insanı farklı imtihanlardan geçer. Bugün teknoloji gelişti, şehirler büyüdü, dünyaya ulaşmak kolaylaştı; ama kalpler birbirinden uzaklaştı. Bilgi arttı, fakat hikmet azaldı. İşte Kur'an, çağlar değişse de değişmeyen hakikati fısıldamaya devam ediyor: "İyilikte yarışın, adaletten ayrılmayın, merhameti kaybetmeyin ve umudunuzu Allah'a bağlayın."

Kur'an'ı anlamak için yalnızca gözlerle okumak yetmez; kalbin de okuması gerekir. Her ayetten sonra insan kendine şu soruyu sormalıdır: "Allah bugün bana ne söylemek istedi?" İşte bu soru sorulduğunda Kur'an, satırlardan çıkıp hayatın tam merkezine yerleşir.

Belki de dünyanın en büyük eksikliği, Kur'an'ın okunmaması değil; yeterince yaşanmamasıdır. Çünkü bir toplum, Kur'an'ın sesini minarelerden duyduğu kadar, onun ahlakını sokaklarında da görebildiğinde gerçek anlamda huzuru bulacaktır.

Unutmayalım ki bir gün elimizdeki servet, makam, şöhret ve dünya nimetleri geride kalacak. Bizimle kabre gelecek olan; gösteriş için okuduğumuz sayfalar değil, uğruna değiştiğimiz ayetler olacaktır.

Rabbimiz bizleri Kur'an'ı okuyanlardan ve onu anlayan, hisseden, yaşayan ve güzel ahlakıyla insanlara örnek olan kullarından eylesin. Ey Rabbimiz bizleri yolundan Kuran’dan İslam’dan ayırma, Hastalarımıza şifa yolda kalmışlara yardım, güçsüzlere güç, İslam dini ve kelamına hizmet edenlere yar ve yardımcı ol. Allah!ım sen affedicisin affetmeyi seversin bizleri de affet. Mevlam izzeti dergahında dualarımızı kabul eylesin.