Kezî, Saçın Ördüğü Özgürlük

Bir kadının örgüsünü gösterip, yaşamı emeğiyle ve canıyla savunan tüm kadınlara ithafen…

Bazı korkular, zafer diye sunulur.
Bir kezîyi elinde sallayıp “kazandık” diye haykıran adam, aslında kendi yenilgisini ilan ediyordur. Çünkü o elinde tuttuğu şey birkaç tel saç değildir; kuşaklar boyu biriken direncin, bastırılamayan hafızanın, kesilse de bitmeyen bir mücadelenin somut hâlidir.

Kürt kadını saçını örerken yalnızca tel tel saçlarını değil; geçmişini, onurunu ve geleceğini örer. O örgüde dağlara sinmiş hikâyeler, evlerin içindeki sessiz direnişler, yasla yoğrulmuş sabır ve isyana dönüşmüş öfke vardır. Kimi zaman bir ana, kimi zaman bir kız kardeş, kimi zaman bir yoldaş olarak örer saçını. Her ilmik, “buradayım” demenin başka bir yoludur.

Êzidî geleneğinde büyük yaslarda kesilen kezî, toprağa gömülür ya da sandık diplerinde saklanır. Çünkü o kesik, teslimiyet değil; hatırlamadır. Acıyı görünür kılar ama iradeyi asla teslim etmez. Yas tutulur, fakat boyun eğilmez. Saç gider, hafıza kalır.

Tarih boyunca kadınlar saçlarını acıya tanıklık etsin diye kestiler: sürgün yollarında, yakılmış köylerin küllerinde, katliamların ardından. Ama her kesilişten sonra saç yeniden uzadı. Yeniden örüldü. Çünkü kadın bilir: asıl güç, yeniden başlamayı göze almaktır. Yeniden başlamak, gerçek zaferdir.

Bugün bir kezî kinle kesilip teşhir edildiğinde, sergilenen şey güç değil korkudur. O korku, bir örgünün taşıdığı anlamdan gelir. Çünkü o örgüde sadece saç yoktur. O örgüde bedenine sahip çıkan bir irade, kaderini reddeden bir bilinç, “özgürlük” diyen kolektif bir ses vardır. Her tel, bir yaşamın emanetidir. Her düğüm, birlikte var olma sözüdür.

Kadın mücadelesi, yüzyıllardır aynı damardan akar. Evlerde, tarlalarda, atölyelerde, sokaklarda, cezaevlerinde, dağlarda… Bazen iğneyle, bazen taşla, bazen sessizlikle, bazen haykırarak. Kürt kadını bu mücadeleyi kendi diliyle büyüttü: “Bedenim benimdir, hayatım benimdir” dediği anda, tekil bir ses çoğul bir direnişe dönüştü.

Egemen erkek aklı, bir kadının kezîsinden korkar. Çünkü bilir: o kezî kesilse de yeniden örülür. Makasla değil; dayanışmayla. Sevgiyle. Öfkeyle. Sabırla. Ve her yeniden örüldüğünde, dünya biraz daha yerinden oynar.

Ey kezîsiyle tarih yazan kadınlar,
Ey her telinde bir yaşam taşıyanlar,
Sizin örgünüz bir süs değil; bir hafıza, bir ant, bir isyandır.
O örgü çözülmez.
Çünkü her telinde özgürlük vardır.

Kezî kesilebilir.
Ama mücadele örülmeye devam eder.
Jin, jiyan, azadî.