İsterse Bu Memleketi Birleştirir, İsterse Sadece İzler... “FÊMKE”

Bir belediye başkanı nasıl olmalı diye sorsak, aslında cevabı zor değil. Başkan dediğin sadece makamda oturan değil, sahada görülen olmalı.

İnsanlar onun yüzünü görmeli, sesini duymalı, derdini doğrudan anlatabilmeli. Belediyecilik sadece asfalt, su, kaldırım işi değil; aynı zamanda güven ve iletişim işidir. Başkanın en büyük gücü koltuğu değil, halkla kurduğu bağdır. Şeffaf olacak, açık olacak, gerektiğinde çıkıp iki kelimeyle bile olsa konuşacak. Çünkü sessizlik bazen saygı değil, belirsizlik doğurur; o belirsizlik de zamanla güvensizliğe dönüşür.

Şimdi gelelim bugüne… Esnafın sorunlarını dinlemek elbette yanlış değil, hatta olması gereken bir şey. Ama mesele sadece dinlemekse bu iş yarım kalır. Hele ki şehirde daha temel sorunlar dururken… Cadde ve sokaklar hâlâ çukurlarla doluyken, içme suyu ve altyapı sorunları devam ederken, insanlar en basit belediye hizmetlerinde bile sıkıntı yaşarken yapılan her ziyaret ister istemez aynı soruyu akla getirir: “Öncelik bu mu?”

Bu memleket küçük bir yer. Herkes birbirini tanır, çoğu kişi birbiriyle akrabadır. Burada yapılan her şey büyür. O yüzden bu makam sadece hizmet makamı değil, aynı zamanda toplumu birleştirme makamıdır. Yıllardır belediye üzerinden oluşan bir rekabet, bir kutuplaşma var. İnsanlar ayrılmış, taraf olmuş. Ama aslında bu durum doğru kullanılırsa bir fırsattır. İsteyen bir başkan bu ayrışmayı bitirebilir, insanları yeniden bir araya getirebilir, “biz” duygusunu tekrar kurabilir. İşte o zaman yaptığı hizmet de anlam kazanır.

Açık konuşmak gerekirse; bugüne kadar sessiz kalan, eleştirilere cevap vermeyen, insanların karşısına çıkmayan bir yönetim anlayışı ister istemez soru işareti oluşturuyor. Bu yüzden bugün yapılan ziyaretler, eğer arkasından somut adımlar gelmezse insanların gözünde bir gösteri olarak kalır.

Ama işin bir de diğer tarafı var… Eğer gerçekten isterse; önce temel sorunlara el atar, insanlarla açık bir diyalog kurar, şeffaf olur, sahaya iner ve bu memleketin insanını yeniden birbirine yaklaştırırsa, o zaman bu toplum onu unutmaz. Hatta açık söyleyeyim, yıllarca hafızalardan silinmeyecek bir başkan olur, “efsane” diye anılır.

Ama mesele sadece hizmet de değil. Bu memleketin en büyük sorunu nedir diye sorarsan; kadir bilmektir, kıymet bilmektir, insanını sahiplenmektir. Sen bunu topluma yansıttın mı, insanı ayırmadan sahip çıktın mı, inan ki bu memleket senin arkanda birleşir. O zaman ne yol sorunu büyür ne altyapı… Çünkü insanlar inanırsa, güven duyarsa, birlik olursa bu memleket her sorunun üstesinden gelir.

Ama bu biraz da tercih meselesi… İstemekle başlar her şey. İsterse olur. İstemezse de olduğu gibi devam eder.

Memleket ile özdeşleşmiş kelime ile. “FÊMKE”

Çeko Ökten