İnsanı Büyüten Şey

“Hatalar yaptığın için kötü değilsin. İnsansın… Seni insan kılan da bu yaşadıkların.”

Bazı cümleler vardır; bir nasihatten çok bir sığınaktır. İnsan, hayatın yorgun saatlerinde o cümlelere tutunur. Çünkü bazen en ağır yükü başkalarının yargıları değil, kendi vicdanının sessiz mahkemesi yükler omuzlarına.

Kendimize karşı ne kadar da acımasızız.

Bir hata yaptığımızda yıllarca taşıyoruz onu. Gecenin bir vakti, herkes uyurken zihnimizin karanlık koridorlarından çıkıp geliyor eski bir anı. Yıllar önce söylenmiş bir söz, tutulamamış bir söz, kırılmış bir kalp, kaçırılmış bir fırsat... Zaman geçmiş olsa da insanın içinde bazı yaralar saat tutmaz. Bir an gelir ve yeniden kanar.

Oysa hayat, kusursuz insanların hikâyesini yazmaz.

Hayat; yanlış yollara sapıp yönünü yeniden bulanların, düştüğü yerden kalkarken dizlerindeki yaraları saklamayanların ve kaybettikten sonra değer bilmeyi öğrenenlerin hikâyesidir. Çünkü olgunluk, doğru cevaplarla değil; insanın yanlışlarının içinden çıkardığı anlamlarla büyür.

Kimse aynı nehirde iki kez yıkanamaz derler. Çünkü ne su aynıdır ne de insan.

Bir zamanlar yaptığımız hata yüzünden bugün hâlâ kendimizi suçluyorsak, fark etmediğimiz bir gerçek vardır: O hatayı yapan kişi artık biz değiliz. Aradan geçen zaman, çekilen acılar, edilen dualar ve öğrenilen dersler bizi değiştirmiştir. Bugün geçmişe dönüp pişmanlık duyabiliyorsak, bu aslında içimizde bir şeylerin güzelleştiğinin kanıtıdır.

İnsan bazen kaybederek öğrenir sevgiyi.

Bazen yanlış bir kapıyı çalarak doğru kapının kıymetini anlar.

Bazen geç kalır ve zamanın değerini keşfeder.

Bazen kırılır ki kimseyi kırmamayı öğrensin.

Ve bazen de kendi karanlığından geçer ki başkalarının karanlığını anlayabilsin.

Bu yüzden bazı yaralar eksiklik değil, derinliktir.

Çünkü merhamet, hiç acı çekmemiş insanların değil; acının içinden geçip başkasının gözyaşını tanıyabilen insanların kalbinde büyür. İnsan olmanın en güzel tarafı da budur. Kusurlarımız bizi değersiz kılmaz; aksine birbirimize yakınlaştırır. Hepimiz biraz eksik, biraz kırık, biraz yorgun ama aynı ölçüde umut taşıyan yolcularız.

Belki de insanın kendisine verebileceği en büyük hediye, geçmişiyle kavga etmeyi bırakmaktır.

Çünkü affetmek sadece başkalarına sunulan bir lütuf değildir. Bazen insanın kendi ruhuna uzattığı bir zeytin dalıdır. Kendini affedebilen kişi, yeniden başlamanın kapısını aralar. Yeniden başlayan kişi ise hayatın hâlâ kendisine anlatacak güzel hikâyeleri olduğuna inanır.

Ve günün sonunda geriye şu gerçek kalır:

İnsan, hiç hata yapmadığı için değerli değildir.

Hatalarına rağmen iyiliği seçebildiği için değerlidir.

Defalarca düştüğü hâlde yeniden ayağa kalkabildiği için değerlidir.

Kalbi kırıldığı hâlde sevgiden vazgeçmediği için değerlidir.

Ve bütün eksikliklerine rağmen içinde hâlâ umut taşıdığı için değerlidir.

Çünkü insanı insan yapan şey kusursuzluğu değil, yaralarına rağmen taşıdığı ışığıdır.