Siyaset

DEM Parti'den Sürece Dair Yeni Açıklamalar

DEM Parti yöneticileri, Ankara'daki basına kapalı toplantıda sürecin mevcut durumu, çerçeve yasa hazırlıkları ve müzakerelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

ŞIRNAK AJANS-Ankara'da DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, Eş Genel Başkan Yardımcısı Tayip Temel ve Antalya Milletvekili Hakkı Saruhan Oluç'un sınırlı sayıda gazeteciyle bir araya geldiği toplantı, baştan sona "arka plan bilgilendirmesi" formatında gerçekleştirildi.

Bu atmosferin, katılımcıların sürece ilişkin değerlendirmelerini daha rahat paylaşabilmeleri ve görüşlerin günlük siyasi polemiklerden bağımsız biçimde aktarılabilmesi amacıyla oluşturulduğu belirtildi.
Yaklaşık iki saat süren toplantıda PKK'nin silah bırakma sürecine ilişkin son durum, olası geri dönüş mekanizmaları, hukuki düzenlemeler ve bundan sonraki yol haritası kapsamlı biçimde ele alındı.
Toplantıda yapılan değerlendirmeler, yalnızca mevcut tabloyu anlamak açısından değil, Türkiye'nin önümüzdeki dönemde karşı karşıya kalabileceği siyasi fırsatlar, riskler ve olası gelişmeleri okuyabilmek bakımından da önemli ipuçları sundu.
Çerçeve yasa: Mutabakat değil, müzakere süreci
Toplantıda öne çıkan en önemli başlık, sürecin henüz tamamlanmış bir mutabakat aşamasına ulaşmadığı, müzakere ve karşılıklı istişarelerin devam ettiği yönündeydi. Devlet Bahçeli ve AK Parti heyetleriyle yapılan görüşmelere ilişkin sorulara DEM Parti yöneticileri "Pozitif bir fikir birliği mevcut" değerlendirmesi yapmakla yetindi.
Toplantıda aktarılan bilgilere göre kamuoyunda "çerçeve yasa", "barış yasası" ya da "kök yasa" olarak adlandırılan düzenleme, ağırlıklı olarak PKK mensuplarının silah bırakması ve Türkiye'ye dönüş sürecinin hukuki zeminini oluşturmaya yönelik hazırlanıyor. DEM Parti'nin hazırladığı önerilerin Abdullah Öcalan'a iletildiği, Öcalan'ın değerlendirmelerinin ise hükümet kanadına aktarıldığı ifade edildi.
Toplantıda edinilen izlenime göre DEM Parti ve Öcalan cephesinin yaklaşımında "ne pişmanlık yasası ne de genel af" anlayışı öne çıkıyor. Bunun yerine yönetici-kadro ayrımı yapılmaksızın örgüt mensuplarını kapsayabilecek geniş çerçeveli bir yasal düzenleme talep ediliyor. Buna karşılık, hükümet cephesinin yasanın kapsamına ilişkin henüz netleşmiş bir yaklaşım ortaya koymadığı yönünde değerlendirmeler paylaşıldı.
Saruhan Oluç: İlk dört madde gündemimizde yok
Hakkı Saruhan Oluç'un en net mesajlarından biri, kamuoyunda sıkça dile getirilen "anayasa pazarlığı" iddialarına yönelikti. Oluç, Anayasa'nın ilk dört maddesinin değiştirilmesine ilişkin herhangi bir görüşme ya da pazarlığın söz konusu olmadığını vurguladı. Bugüne kadar yürütülen temaslarda ne iktidarın böyle bir talebinin gündeme geldiğini ne de İmralı görüşmelerinde bu başlığın ele alındığını söyledi.
Bununla birlikte DEM Parti'nin uzun yıllardır Türkiye'nin yeni, demokratik ve sivil bir anayasaya ihtiyaç duyduğu yönündeki görüşünü koruduğunu belirten Oluç, böyle bir tartışmanın başlaması hâlinde bunu kapalı kapılar ardında değil, kamuoyunun önünde yürütmeye hazır olduklarını ifade etti.
Oluç'un üzerinde durduğu bir diğer başlık ise Meclis'te hazırlıkları sürdüğü belirtilen çerçeve yasa oldu. "Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu" raporuna atıfta bulunan Oluç, üzerinde çalışılan düzenlemenin kapsamlı bir reform paketinden ziyade sürecin hukuki temelini oluşturacak sınırlı maddelerden oluşacağını söyledi. İnfaz mevzuatı, Terörle Mücadele Kanunu, Türk Ceza Kanunu'nun bazı hükümleri ve kayyum uygulamalarına ilişkin yerel yönetimler mevzuatında değişikliklerin bu çerçevede değerlendirildiğini aktardı.
Oluç, edindikleri izlenimin Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) yaz tatiline girmeden önce yaklaşık 10-12 maddelik bir çerçeve yasanın hazırlanabileceği yönünde olduğunu belirtti. DEM Parti'nin hazırladığı önerilerin Abdullah Öcalan'a iletildiğini, Öcalan'ın değerlendirmelerinin de devlet yetkililerine aktarıldığını söyledi. Ancak taraflar arasında henüz üzerinde uzlaşılmış yazılı bir metin bulunmadığını, yasanın içeriğinin müzakereler sonucunda şekilleneceğini ifade etti.
Toplantıda aktarılan bilgilere göre DEM Parti'nin temel beklentisi kapsayıcı bir düzenleme hazırlanması. Oluç'un aktardığı çerçeveye göre hazırlanacak yasanın ayrımcı hükümler içermemesi, farklı kategoriler oluşturmaması ve kapsamına giren herkes açısından eşit şekilde uygulanabilir olması hedefleniyor. Ayrıca Abdullah Öcalan'ın hukuki durumuna ilişkin düzenlemelerin de bu çerçevenin bir parçası olması gerektiği görüşü dile getiriliyor. Hükümet kanadının bu önerileri dinlediği ve not aldığı, ancak yazılı metinlerin henüz karşılıklı olarak paylaşılmadığı belirtilirken, önümüzdeki günlerde müzakerelerin daha somut bir aşamaya geçebileceği beklentisi de dile getirildi.
Tayip Temel: Silah bırakma ile yasal düzenleme birlikte ilerlemeli
Toplantıda en fazla soru yöneltilen isimlerden biri DEM Parti Eş Genel Başkan Yardımcısı Tayip Temel oldu. Soruların odağında silah bırakma sürecinin sahadaki seyri, beklenen yasal düzenlemelerin kapsamı, AK Parti, MHP ve devletin süreçte aynı çizgide olup olmadığı, Abdullah Öcalan'ın hukuki statüsü ve hazırlanacak çerçeve yasanın içeriği yer aldı.
Temel'in değerlendirmelerine göre kamuoyunda dile getirilen "önce silahlar tamamen bırakılsın, ardından yasa çıkarılsın" yaklaşımı mevcut güvenlik koşulları nedeniyle sahada uygulanabilir görünmüyor. PKK'nin kongrede aldığı fesih kararıyla birlikte silahlı mücadeleyi sonlandırma iradesini açıkladığını ve bunun sembolik ilk adımlarının atıldığını belirten Temel, buna rağmen örgütün fiilen tüm silahlarını bırakmış bir noktada olmadığını ifade etti.
DEM Parti'nin değerlendirmesine göre hukuki düzenlemeler ile sahadaki uygulamaların birbirini tamamlayacak şekilde eş zamanlı ilerlemesi gerekiyor. Temel, bölgede devam eden çatışmalar, İran ve Irak'taki güvenlik tablosu ile sınır hattındaki riskler dikkate alındığında silah bırakmanın teknik ayrıntılarının göz ardı edilmesinin gerçekçi olmadığını savundu. Ayrıca Kürdistan Bölgesel Yönetimi'nin de kolaylaştırıcı rol üstlendiğini, oluşturulan mekanizmanın yasa hazırlamaktan ziyade sahadaki riskleri azaltmaya ve pratik sorunları çözmeye odaklandığını dile getirdi.
Devlet içinde tam uyum sağlandı mı?
Temel'in değerlendirmelerinde dikkat çeken bir diğer nokta ise devlet kurumları arasındaki yaklaşım farklılığına ilişkin tespitlerdi. Temel, Cumhurbaşkanı düzeyinde sürecin ilerletilmesine ve müzakerelerin devamına yönelik siyasi bir kararlılık bulunduğunu ifade ederken, aynı iradenin henüz devletin bütün kurumlarına, bürokratik mekanizmalarına ve kamuoyuna yansıyan dile tam olarak sirayet etmediği görüşünü dile getirdi. Bu nedenle güvenlik merkezli reflekslerin ve geçmiş dönem söylemlerinin etkisini sürdürdüğünü savunan Temel, özellikle Abdullah Öcalan'ın kamuoyunda hâlâ geçmişte oluşan imaj üzerinden tartışılmasının müzakere zeminini zorlaştırdığını belirtti.
Temel, çatışmaların sona erdirilmesine yönelik bir iyi niyet bulunduğunu kabul etmekle birlikte, devletin Kürt meselesine ilişkin temel yaklaşımında kalıcı bir zihniyet dönüşümünün gerçekleşip gerçekleşmediği konusunda hâlâ soru işaretleri bulunduğunu ifade etti. DEM Parti'nin değerlendirmesine göre geçmişte güvenlik eksenli politikaları şekillendiren anlayış tam anlamıyla değişmiş değil ve bunun izleri hem kurumsal tutumlarda hem de medyanın kullandığı dilde görülmeye devam ediyor.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'ye ilişkin değerlendirmesinde ise Temel, Bahçeli'nin temsil ettiği siyasi geleneğe rağmen son dönemde yaptığı açıklamaların sürecin ilerlemesi yönünde önemli mesajlar içerdiğini söyledi. DEM Parti'nin değerlendirmesine göre Bahçeli, geçmişe takılmaktan çok geleceği önceleyen bir perspektifle hareket ediyor. Son grup toplantılarında bu konuya daha az değinmesi ise süreçten geri adım atılması olarak değil, daha önce dile getirilen siyasi iradenin henüz somut adımlarla desteklenmemesine yönelik bir bekleyiş olarak yorumlanıyor.
Ayşegül Doğan: Süreç yalnızca bir yasa hazırlığı değil
Toplantıda sürecin siyasi boyutuna ilişkin en kapsamlı değerlendirmeleri yapan isimlerden biri de DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan oldu. Doğan'ın verdiği mesajlar, parti yönetiminin süreci yalnızca çıkarılacak bir çerçeve yasaya indirgemediğini, uzun vadeli ve çok aşamalı bir dönüşüm süreci olarak gördüğünü ortaya koydu.
Doğan'ın aktardıklarına göre, kamuoyunda çerçeve yasanın kapsamına ilişkin dile getirilen birçok iddia henüz müzakere masasında somutlaşmış değil. Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alanların ya da örgütün belirli kademelerinde yer alan isimlerin kapsam dışında bırakılacağı yönünde kendilerine iletilmiş herhangi bir resmî değerlendirme bulunmadığını ifade eden Doğan, bu başlıklarda taraflar arasında netleşmiş bir mutabakat oluşmadığını söyledi.
Toplantıda edinilen izlenime göre, DEM Parti açısından temel öncelik Türkiye'ye dönüş hakkının hukuki güvence altına alınması. Ancak parti yönetimi, sürecin yalnızca fiziki dönüşten ibaret olmadığı görüşünde. Türkiye'ye dönecek kişilerin hukuki statülerinin nasıl belirleneceği, siyasal yaşama katılım haklarının nasıl düzenleneceği, sosyal yaşama entegrasyonlarının hangi mekanizmalarla sağlanacağı gibi birçok başlığın ilerleyen aşamalarda ayrıntılı biçimde ele alınması gerektiği değerlendiriliyor. Bu nedenle yasal düzenlemenin ardından yeni kurumsal mekanizmalara, uygulama kurullarına ve sivil toplumun katkısına ihtiyaç duyulacağı vurgulanıyor.
Doğan'ın dikkat çektiği bir diğer nokta ise sürecin siyasi sahiplenilmesine ilişkindi. AK Parti, MHP ve devletin aynı yaklaşımı paylaşıp paylaşmadığına yönelik sorular üzerine, kendilerine aktarılan bilginin sürecin bir hükümet girişiminden ziyade "devlet projesi" olarak tanımlandığı ve geri dönüşü olmayan bir irade olarak sunulduğu yönünde olduğunu ifade etti. Bununla birlikte, çerçeve yasanın içeriğine ilişkin nihai kararların henüz şekillenmediği, müzakerelerin devam ettiği ve siyasi uzlaşının belirleyici olacağı mesajı verildi.
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş'un siyasi partilerle yürüttüğü temasların da bu sürecin önemli ayaklarından biri olduğu değerlendirilirken, Doğan, gerekli siyasi uzlaşının sağlanması hâlinde yasal düzenleme konusunda teknik hazırlıkların kısa sürede tamamlanabileceği yönündeki beklentilerini dile getirdi. DEM Parti'nin okumasına göre bundan sonraki aşamada belirleyici olacak unsur, tarafların ortak siyasi iradeyi somut yasal düzenlemelere dönüştürme kapasitesi olacak.