Bir İsim, Bir Nefes, Bir Hatıra

İnsan, aslında iki kez ölür:

Birincisi, nefesi kesildiğinde.

İkincisi, adı son kez birinin dilinde anıldığında.

Ve bazen ikinci ölüm, ilkinden çok daha sessiz ama çok daha derin olur. Çünkü bu kez yalnızca bedenin değil, hatıran da silinir. Dünyada hiçbir iz kalmaz senden. Ne bir dua, ne bir anı, ne de bir ses…

“Seni tanıyan son kişi öldüğünde, bu dünyaya hiç gelmemiş gibi olacaksın.”

Bir gün nefesimiz kesilecek, bir gün ismimiz silinecek, bir gün bizi hatırlayan son kişi de gidecek ve o zaman, sanki hiç var olmamışız gibi olacak.

Ne kadar sarsıcı, değil mi?

Ama aynı zamanda ne kadar öğretici.

Çünkü bu söz, varlığın anlamını sormaya davet eder bizi.

Ben bu dünyada neden varım?

Ve benden sonra ne kalacak?

O yüzden bu söz bana şunu hatırlatır: Yaşamak, nefes almak değildir yalnızca; yaşamak, birilerinin kalbinde bir iz bırakabilmektir.

İslam inancına göre, insan sadece bir bedenden ibaret değildir. Beden fanidir ama ruh bakidir.

Evet, bir gün hepimiz öleceğiz, öleceğiz ama yok olmayacağız. Sadece ruhumuz bir yolculuğa çıkacak, başka bir boyuta geçecek.

Bu yüzden, öldükten sonrada birinin seni hatırlayıp sana dua etmesi aslında senin bu yolculuğuna bir ışık olacak. Bu yüzden bu dünyada hatırlanmak, sadece duygusal değil, manevi bir devamlılıktır.

Senin iyiliğin, senin güzel sözlerin, senin kalplerde bıraktığın sıcaklık, sen gittikten sonra bile yaşamaya devam eder.

Bu yüzdendir ki ; belki de insanın en derin korkusu, ölüm değil unutulmaktır. Çünkü unutuluş, insanın dünyadan tamamen silinmesi demektir.

Peki bir gün sende bu dünya hayatına son nefesini bıraktığında, son sözünü söylediğinde, son gözyaşını akıttığında senden geriye ne kalacak, seni hatırlayan kim olacak?

Bir çocuğun gözündeki gülümseme mi?

Bir dostun içinden geçen minnet duygusu mu?

Bir dua mı? Bir kitap sayfası mı?

İyilikle yaşarsan, seni tanıyan biri ölse bile, iyiliğin yaşamaya devam eder.

Tıpkı bir su damlasının göle düşüp dalga dalga yayılması gibi…

O dalgalar senden çok uzaklara gider, senin bilmediğin yürekleri bile serinletir.

Bu yüzden, insan dünyada kalıcı olmak istiyorsa, iz bırakmak istiyorsa eserle değil, etkiyle yaşamalıdır.

Bir eser yıkılır, bir söz unutulur, bir fotoğraf solar ama dokunulan kalp unutmaz.

“Seni tanıyan son kişi öldüğünde, bu dünyaya hiç gelmemiş gibi olacaksın.”

Evet, belki ismimiz silinecek, fotoğraflarımız kaybolacak, sesimiz hatırlanmayacak ama eğer birinin kalbine bir güzellik bıraktıysak, biz aslında hiç gitmeyeceğiz.

Belki biri bir gün iyilik yaptığında, farkında olmadan senin enerjini taşıyacak.

Belki bir dua senin ismini bilmeden senin ruhuna dokunacak.

Aslında mesele, dünyaya gelmiş olmak değil; dünyada bir kalbe dokunmuş olabilmek zira

bedenin bir gün yok olacak, ama bıraktığın izler, dualar, ışıklar onlar burada kalacak.

İşte o zaman, seni tanıyan son kişi ölse bile, sen bu dünyaya gerçekten gelmiş olacaksın.

Bir gün hepimiz unutulacağız bu gerçeği silemeyiz unutulmadan önce, sevelim.

Birine umut olalım, birine güç olalım, birine dua olalım.

Çünkü yaşamak, adının anılmasıyla değil, kalbideki güzelliklerin başkalarında yankılanmasıyla devam eder.

O yüzden, bu dünyadan geçerken ardında iz bırak: Bir söz, bir tebessüm, bir dostun içinden geçen minnet duygusu , bir dokunuş…

Belki de senin hatıran, birinin yeniden yaşama tutunma sebebi olur.

Ve o zaman, seni tanıyan son kişi ölse bile, sen hiç ölmemiş olursun.

Bunların hepsi, insanın dünyada bıraktığı manevi yankılardır.

Ruhun devamı, hatırlanmakta değil; iyiliğinle yaşamaya devam etmektedir.

Albert Camus ‘un da dediği gibi;

“Yaşamın anlamı, hatırlanmaya değecek bir hayat yaşamaktır.”

Bir gün seni tanıyan herkes gidecek, ama iyiliğin bu dünya sayfasına büyük bir imza olarak kalacak.

Bir tebessümle birinin kalbine dokunduysan, bir çocuğun duasında adın geçmişse, bir kelimen birinin karanlığına ışık olmuşsa, sen bu dünyaya gerçekten gelmişsin demektir.

İyilik, insandan insana bulaşan bir nurdur.

Bir su damlası gibi yayılır, çoğalır ve en sonunda seni tanımayan birine bile iyi gelir.

İşte o zaman, sen çoktan ölümsüzlüğe adım atmışsındır.