Bir gün herkes terkedilmiş bir eve benzeyecek

İçimizde Kalan Evler Bir gün herkes terkedilmiş bir eve benzeyecek.

Kapısı artık eskisi kadar hızlı açılmayan,
camlarında geçmişten kalan parmak izleri bulunan,
duvarlarında bir zamanlar kahkahaların yankılandığı bir eve.

İnsan gençken kendini sonsuz sanıyor.
Kalbinin hep aynı hızla çarpacağını, sevdiği insanların hep aynı masada oturacağını düşünüyor. Oysa zaman, en çok da insanın içindeki eşyaları eskiten bir şey. Önce sesin değişiyor. Sonra bakışların. Sonra kimse fark etmese bile içinde bazı odalar kapanıyor.

Bir gün geliyor, insan kendi içine girdiğinde bile misafir gibi hissediyor.

Belki bu yüzden herkes biraz terkedilmiş aslında.
Kimi çocukluğundan terk edilmiş, kimi ilk aşkından.
Kimi babasının sustuğu bir akşamdan kalmış, kimi annesinin yüzündeki yorgunluktan. Bazılarımızı insanlar bırakıp gidiyor; bazılarımızı ise hiç gerçekleşmeyen ihtimaller.

Ve en acısı şu:
İnsan çoğu zaman başkaları tarafından değil, kendi içinde unutuluyor.

Bir zamanlar saatlerce konuşan biri, gün geliyor cümle kurmaktan yoruluyor. Aynalara uzun uzun bakan biri, artık yüzüne bile dikkat etmiyor. İçinde bahar taşıyan insanlar bile zamanla perdelerini kapatıyor. Çünkü hayat, herkese biraz toz bırakıyor.

Ama terkedilmiş evlerin bile bir hakikati vardır.
İçeri girince hâlâ bir hayatın izi hissedilir.
Bir fincanın bıraktığı halka, duvardaki çivi, eski bir perdenin rüzgârla kıpırdayışı… Hepsi “Burada bir kalp yaşadı” der.

İnsan da öyle.

Ne kadar yorulursa yorulsun, ne kadar sessizleşirse sessizleşsin; içinde mutlaka bir yer hâlâ yaşamaya devam eder. Belki kimsenin bilmediği bir şarkıda, belki geceleri sakladığı bir fotoğrafta, belki de adını anmadığı bir özlemde…

Bu yüzden kimseye dışarıdan bakıp hüküm vermemek gerekiyor.
Bazı insanlar gülümseyerek çöker.
Bazıları dimdik dururken içinden yıkılır.

Ve belki de hayat dediğimiz şey, birbirinin harabelerinde biraz ışık arayan insanların hikâyesidir.

Çünkü bir gün herkes terkedilmiş bir eve benzeyecek.
Mühim olan, o evin içinde bir zamanlar gerçekten yaşanmış olması.