Bir tarihten çok daha fazlası. Bir halkın hafızasına, kimliğine ve sesine sahip çıkma günüdür. 1932 yılında Celadet Ali Bedirhan öncülüğünde yayımlanmaya başlayan Hawar dergisi, yalnızca bir yayın çalışması değildi; uzun süre bastırılmış bir dilin yeniden nefes alışının adıydı. Kürtçe’nin Latin alfabesiyle buluşması da bu dergiyle gerçekleşti. O günden bugüne 15 Mayıs, Kürt dili ve kültürünün varlığına dikkat çeken anlamlı bir gün olarak yaşatılıyor.
Dil, insanın kendisiyle ve dünyayla kurduğu ilk bağdır. İnsan, hayata ilk kez anadilinin sesiyle dokunur. İlk korkusunu, ilk sevgisini, ilk özlemini o dilde hisseder. Bu nedenle anadili yalnızca konuşulan bir araç değil; insanın hafızası, ruhu ve aidiyetidir.
Bilim insanlarının da ifade ettiği gibi dil, sadece iletişim kurmanın yolu değildir. Aynı zamanda düşünmenin, üretmenin ve bir kültürü geleceğe taşımanın temelidir. Bir halkın dili yaşarsa; türküleri, masalları, tarihi ve toplumsal belleği de yaşamaya devam eder. Ama bir dil zayıfladığında, onunla birlikte bir kültürün renkleri de solmaya başlar.
Kürtçe, yüzyıllardır bu coğrafyanın acısını, direncini, sevgisini ve umudunu taşıyan kadim dillerden biridir. Dengbêjlerin stranlarında, annelerin ninnilerinde, eski taş sokakların yankısında yaşayan büyük bir kültürel mirastır. Bu nedenle Kürtçe’nin korunması ve geliştirilmesi yalnızca bir dil meselesi değil; aynı zamanda kültürel bir varoluş meselesidir.
Bir insanın kendi anadilinde eğitim görmesi, düşünmesi, yazması ve üretmesi en temel haklardan biridir. Çünkü dil üzerindeki baskı, yalnızca kelimeleri değil; insanın kendini ifade etme özgürlüğünü de sınırlar. Oysa demokratik toplumlar, farklı kimliklerin ve kültürlerin kendilerini özgürce yaşatabildiği toplumlar olarak güçlenir.
Her dil ayrı bir dünyadır. Hiçbir dil diğerinden üstün değildir. Dillerin birbirine karşı değil, birbirini tamamlayan değerler olarak görülmesi gerekir. Çünkü farklı kültürlerin bir arada yaşaması toplumları zayıflatmaz; aksine daha güçlü, daha zengin ve daha insani bir hale getirir.
Bugün Kürt Dili Bayramı vesilesiyle hatırlanması gereken en önemli gerçeklerden biri de budur:
Bir halkın diline sahip çıkması, geçmişine ve geleceğine sahip çıkmasıdır.
Çünkü dil kaybolursa, sadece kelimeler değil; bir halkın hafızası da sessizleşir.