Şırnak’ta düzenlenen sempozyum kapsamında yerli ve yabancı 49 akademisyenden oluşan grup, Nuh Tufanı ve Cudi Dağını araştırmak için bölgeye geldi.

Şırnak AJANS – Şırnak’ta 2’ncisi düzenlenen Uluslararası Nuh Tufanı ve Cudi Dağı Sempozyumu kapsamında kente gelen 49 akademisyen ilk yerleşim yeri olan ve Hz. Nuh tarafından kurulduğuna inanılan Heştan köyünü gezdi. Avusturyalı araştırmacı Kadir Has Üniversitesi Öğretim Görevlisi Nicholas Al-Jeloo, Nuh’un gemisi ile ilgili farklı düşüncelerin olduğunu söyledi. Bazı kaynakların burada olduğunu söylediğini aktaran Nicholas Al-Jeloo, “Bazılarında ise farklı yerler gösteriliyor. Burada olması için daha fazla deliller var. Dün Şırnak Üniversitesinde Nuh Tufanı ve Cudi Dağı üzerine sempozyum başladı. Ben Avustralyalıyım. Buraya konferans için geldik, çok güzel bir şans oldu. Ben Süryani’yim. Biz her zaman diyorduk ki Nuh Gemisi Kardok Dağı üzerine gelmiş. Bizim kültürde Cudi Dağına Torug Kardok diyoruz. Yani gemi dağı anlamına geliyor. 800’lü yıllara kadar bu Cudi Dağında Gemi Manastırı vardı. Çok fazla ispatlarımız var. Çok tarihimiz var. Heştan belki ilk yerleşim yeri değildir. Ama bizim tarihimize göre Cudi Dağı yüzde 100 Nuh’un dağıdır. Hz. Nuh’un gemisinin yeridir” dedi.

Hz. Nuh tarafından kurulan ilk köy olduğuna inanılan Heştan köyünü gezen Almanya Aleksander Johannes ise “Asur sanatı ve çivi yazıları inceliyorum. Cudi Dağı ve Nuh Tufanı Sempozyumu ve bugünkü ilk yerleşim yerinin gezilmesi kendi araştırmalarına büyük bir ışık tuttu. Daha önce Irak’ta tufanla ilgili çeşitli araştırmalar yaptım. Rölyef ve yazıtları okudum. Asur Karallığına ait bu dağın Cudi’de olduğuna dair bir çok yazıtlar var” diye konuştu.

İnsanların tufanın son durağı olan mekana yüksek bir ilgisi var”
Şırnak Üniversitesi Genel Sekreteri Doç. Dr. İbrahim Baz da Şırnak Valiliği Şırnak Belediyesi katkılarıyla ikinci uluslararasına Nuh tufanı sentezini gerçekleştirdiklerini söyledi. Doç. Dr. Baz, “Buradan şunu istedik biz dünyanın değişik yerlerinde tufanlar yaşanmıştır bu toprağın son durağı neresi olduğuna dair dünyanın değişik yerlerinden bilim insanları çağırdık toplamda pandemi koşullarını göz önünde bulundurarak 49 bilim insanı katıldı, 45 tebliğle son oldu. Bu tebliğde 13 tanesi de online gerçekleşti. Gördü ki insanların tufan ve tufanın son durağı olan mekanla ilgili yüksek bir merakları var. Şırnak Üniversitesi olarak başka geminin buradan başka yerde olduğunu iddia eden insanlara buraya ısrarla davet ettik. Ancak programımıza katılan gerek Yahudi inancına gerek Hristiyan inancına sahip gerekse Müslümanların bu üç dinin genel klasik eserlerini ve kutsal kitaplarında ki mekanlarla ilgili tartışmalar yapıldı. Şöyle bir kanaate varıldı Yahudi kaynaklarında bahsedilen tufanın mekanı, Hristiyan kaynaklarında bahsedilen Ararat Dağlarından kastın esasında Cudi Dağı olduğudur çünkü Ararat Dağlarının bir dağ silsilesi olduğu ifade edildi. Bizde şu ana kadar yaptığımız çalışmalar, bölgede şu ana kadar yapılan arkeolojik çalışmalar ve araştırmaların verileri ile bu tespitlerin birbirine uyuştuğunu gördük. Özellikle İslam tarihi kaynaklarına baktığımız zaman Cudi Dağının kuzeyinde bir şehrin kurulduğunu bu şehrin Heştan ismini taşıdığını veya Heştiyan taşıdığını, Aramilerin ve Süryanilerin buraya Temanin dediği, Arap kaynaklarında Semanin geçtiğini, Müslüman Kürtler yaşadıktan sonra da Heştan şeklinde buranın isimlendirildiğini görüyoruz. Şu anda misafirlerimizi Heştan köyüne getirdik” şeklinde konuştu.

“Yurt dışından gelen misafirler için önemli bir deneyim oldu”
Özellikle yurt dışından gelen misafirler için önemli bir deneyimin olduğunu aktaran Doç. Dr. Baz, “Tamda arkamızda Sefine dediğimiz Cudi Dağı’nın zirve noktasında 2017 metre yüksekliğinde gemi anlamına gelen bir tepe bulunmaktadır ve burası sefine dediğimiz mekan milattan önce Yahudilerin Yahudilik dönemi varken Ağustos ayında gelip ziyaret ettikleri ve tufandan kurtuluşu kutladıkları, hazreti Nuh’un sünneti olan ibadet yapmak, kurbanlar kesmek adakta bulunma geleneğini sürdürdüklerini, Hristiyanların bu bölgeye gelmesi ile özellikle de 300 yıldan itibaren bir Hristiyan Festivali’ne yavaş yavaş dönüştüğünü görüyoruz. 766 tarihinden itibaren bu bölgede Müslümanlar yönetimi el aldıkları için Müslümanların bu festivali üstlendiklerini görüyoruz. Ancak şunu ifade etmemiz gerekir. Hristiyanlar burada festival yaparken Yahudileri dışlamamışlar onlarda katılmıştır Müslümanlar festival yaparken Hristiyanlar ve Yahudilerde festivale katılmıştır. Hatta bu bölgede Ezidiler ve farklı Semsiler festivale katılmıştır. Özellikle şunu ifade etmek isteriz ki Nuh’un gemisi gibi farklı inançların farklı etnik yapıların yaşantısı, düşüncesi farklı olan insanların sanki aynı gemiye binmiş, kutladıkları bir festival mekânı haline dönüşmüştür. Temenni ederiz üç dinin dünyadaki nadir kutsal mekanlardan bir tanesi olarak, oradaki terör olayları bittikten sonra kısa bir süre içerisinde inşallah farklı inançları ve düşüncelerin buluştuğu, birleştiği, farklılıkların bir farkındalık ve zenginlik olarak gördüğü, daha yaşanılabilir bir dünya için birleştirici bir mekan haline gelir” dedi.
49 akademisyen 2’nci Uluslararası Nuh Tufanı ve Cudi Dağı Sempozyumu kapsamında, Hz. Nuh tarafından kurulduğuna inanılan Heştan köyü ile bölgede bulunan Yahudi ve Yezidilere ait mekanlar ve tarihi alanları gezdi.